Sanki olması gerekenin çok dışında bir düzen kurulmuş, yapılmaması gereken ne varsa “mükemmeliyet zinciri” gibi sıralanmış ardı ardına. Peşi sıra hataların faturası sadece olanlara tanık olanlara kesilmiş, mağdurlara…
Tanıdık geldi mi size de bu düzen?
Çok basit bir sözlük anlamıyla, toplumu oluşturan en küçük yapı birimi ve toplumun temel unsuru deriz “aile” için. Ailede yetişen, toplumu oluşturan, toplumda bağımsız bir varlığı olan, düşünsel, duygusal nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her birine de “birey” deriz, yani bizler, her birimiz.
Her gün haberlerde, sosyal medyada ya da bir sohbet esnasında aklımızın almadığı nice karar, ruhumuzu parçalayan nice olay duyuyor, şahit oluyoruz. Etkisinden çıkamadığımız olay örgüsü tekrara düştükçe, vicdanımızın sesi kısılır oluyor. Yoksa bunca vahşetin içinde sadece sosyal medya paylaşımları ile tepki vermek ne kadar etkili olur ki?
Aslında doğru soru şu: -Her gün maruz kaldığımız- gündemdeki haberlerin bizde bıraktığı etki kadar etki bırakabiliyor muyuz bu paylaşımlarla?
Cevapsa çok net içimizde, “hayır.”
Birlik olmadıkça, birbirimizi anlamadıkça, acılarımızı paylaşmadıkça cevap hep hayır olarak kalacak.
Son günlerde kayıp veren ailelerin feryadı hep aynı, fark ettiniz mi?
“Sizin başınıza gelmez sanmayın, biz de öyle sanıyorduk!“
Bu cümle belirli aralıklarla ya videolarda ya haber başlıklarında yerini alıyor. Asla aynı anda verilen bir tepkinin güçlü sesiyle değil, parça parça, insanların başına geldikçe bir var olup sonra kayboluyor. Halbuki o acıyı bir paylaşıp birlikte savunsak haklarımızı belki noktayı koyacağız. Tekrara düşmeyecek acılar, ev ev gezmeyecek.
Sözün özü, farklarımızı değil benzerliklerimizi görmeliyiz artık. Koltuklara oturanların vicdanıyla değil, kalbimizdeki o merhamet sızısıyla destek olup yaralarımızı sarmalıyız.
Birbirimiz için bir şeyler yapmalıyız.


Yorum bırakın