Yıllardır ıssız bir ses var içimde, zaman zaman yoklar ve gidişlerin yolunu çıkarır karşıma. Gitmemek için ayak dirediğim şu evrende; kalmamı gerektiren nedenleri, derin düşünceler sonrası sayarım.
O uzun süren sessizliğin içinde, aklımın sesi eşlik eder ıssız gidişlerin sesine. “Olsaydı gerçek bir sebebin, ne gerek kalırdı ki bu denli düşüncelere dalmana?” diyerek daha da soğutur içimi. Sahi ya, gerçek sebeplerimiz olsa ne gerek kalırdı bu kadar uzun sebep arayışlarına. Güvendiğimiz ilk limanı, sevdiğimiz ilk anıyı, varlığından emin olduğumuz ilk kişiyi söyler, sustururduk bu sesi.
Bunca kalabalığın içindeki yalnızlığımın bekleyişi…
Bilirim ki gitsem, yanımda diyar diyar taşıyacağım tek şey yine bu suskun yalnızlığım olur. Yüzyıllardır benim için bekleyen, beni bulunca bırakır mı hiç? Benden öncekileri bırakmadığı gibi…
Denizin ortasında bir deniz yıldızı sürüsünde mavi olan tek yıldız benim.
Yakından baksan; beş kolum, pütürlü kaygan derim ve varlığımla tıpkı onlar gibiyim. Uzaklaştığında ise denizin mavisinde yok olup, aralarında silinecek olan yine benim.
İşte bu benim, varken yok olduğum halim…
Şarkı önerisi: Can Bonomo & Melike Şahin – Tükeniyor Ömrüm


Yorum bırakın